SATRANCIN ÇOCUK EĞİTİMİNDEKİ ROLÜ ve ÖNEMİ 2

   Satranç zamana karşı oynanan bir sürat oyunu değildir. Ama belirli bir zaman dilimi içinde oynanması gereken bir düşünce sporudur. Dolayısıyla sadece hızlı oynamak ya da sadece doğru oynamak yeterli değildir. Esas olan her ikisini de birlikte yapabilmektir. Yani doğru kararı belirli bir süre içinde verebilmektir. Hayatın da bizden istediği budur.

Günlük yaşamın pek çok anında zamanın baskısı vardır. Yapılan hataların önemli bir nedeni zamanın üzerimizde yaptığı baskının oluşturduğu gerilimden kaynaklanmaktadır. Okula geç kalan çocuk zaman baskısıyla gerilim altındadır. Böyle bir çocuk hata yapma eğilimindedir. Derslerini zamanında yetiştiremeyen çocuk huzursuzdur. Çevresine karşı kırıcıdır. Satranç zamanın önemini en iyi vurgulayan ve zamanı kullanma becerisini arttıran bir oyundur.

Çocukların ilk defa saat kullanarak oynadıkları oyunlar ilginçtir. Örneğin, çocuğun bir saat vakti olmasına rağmen zaman baskısı ile panik içinde hızlı ve yanlış hamleler yaptığı gözlenir. Aynı çocuk saatle oynamaya alışırsa bir süre sonra bir dakikası kaldığı halde sakince doğru hamleleri bulup oynayan biri haline gelir. Bunun iki nedeni vardır. Birincisi çocuğun zamanı daha iyi algılaması; diğeri ise kendi yeteneklerini keşfetmesidir. Çocuk kendi kapasitesini tanıdıkça belli bir süre içinde neleri yapıp, neleri yapamayacağını bilir. Örneğin tahtaya şah – kaleye karşı, şah dizin ve otuz saniye süre verin. Çocuğun sakin bir şekilde verilen süre içinde matı gerçekleştirdiği görülecektir. Çünkü çocuk bu matı yapmayı bildiği gibi sürenin de yeterli olacağını bilmektedir. Bir dakika süresi olmasına karşılık panik içinde hatalı oynayan çocuk bir dakika kalmasına rağmen kazanımı görmesi olası değildir. Zamanı kullanma becerisi artıkça insanın biyoritmi ile zamanın periyodları daha fazla örtüşür. Dolayısıyla biyoritmin gerçek zamandan daha hızlı olduğu tezcanlılık ve biyoritmin daha yavaş kaldığı ağırkanlılık ve bunun sonucunda ortaya çıkan panik ataklara pek rastlanmaz.

Satranç, çocuklarımızı daha iyi tanımamızın da bir aracı olabilir. Satranç bir beyin sporu olması nedeniyle, satranç oyuncusu kişiliğini oluşturan pek çok özelliğini satranç tahtasına yansıtır. Bu nedenle kişiliğini bildiğimiz birinin oyun anlayışı hakkında bazı ipuçları elde etmek mümkündür. Bunun tersi de doğrudur. Oyun anlayışına bakarak kişilik yapısı hakkında bazı ipuçları elde edebiliriz.    

Kişilik olarak temkinli, kuşkucu, risk almaktan kaçınan, düzenli, kurallara aşırı bağlı çocuklarla atak, risk almaktan çekinmeyen çocukların bu özelliklerini oyunlarında da görmek olasıdır. Sadece oyun anlayışları değil, oynayış biçimleri de onların kişilikleri hakkında bilgi verir. Kendinden emin bir çocuğun taşı hareket ettirmesi ile şüpheci bir çocuğun taşı oynatması farklıdır.

Onlar çocuklarımız bile olsa acaba yeterince tanıyor muyuz? Çocuklarımızın standart tepkilerini belki çok iyi biliyor olabiliriz. Ama önemli olan duygularını en üst seviyede yaşayan çocuğun tepkilerinin ne olduğudur. Sevincini, mutluluğunu, kızgınlığını, öfkesini yaşayan çocuğumuzun tepkisini biliyor muyuz? Böyle anlarda çocuğumuzu tanımakta zorlandığımız oluyor mu? Çocuklarımızın normal koşullarda nasıl davrandıklarından daha önemlisi, zor anlarda neler yaptığıdır.

Çocuklarımızın psikolojik sorunlar yaşamasında, istenmeyen alışkanlıklara kapılmasında, suça eğilimli olmasında en önemli etkenin onların içine düştükleri ruhsal boşluk olduğu bilinmektedir. Ruhsal boşluk içinde bulunan bir insanda umutsuzluk, karamsarlık, değersizlik, yalnızlık, kural tanımamazlık gibi duygu ve düşünceler egemendir. Bu tür duygu ve düşünceler içindeki bir çocuğun bu boşluğu doldurmak amacıyla toplum tarafından pek kabul görmeyen davranışlarda bulunması ve bağımlılık yapan maddelerden yardım beklemesi sık rastlanan sosyal bir sorundur.

Çocuklarımızın ruhsal gelişimine ne kadar özen göstersek de, ne kadar ruhsal dünyalarını doldurduğumuzu sanıyor olsak da zaman zaman ruhsal boşluğa düştüklerine tanık olmaktayız.

Satranç insanların ruhsal dünyasında oluşan boşlukları doldurabilecek eşsiz bir oyundur. Çünkü tek başına bile çalışılabilen, problemleri çözülebilen, analizleri yapılabilen, monotonluktan uzak, içinde pek çok güzelliği barındıran ve hayranlık duygusu uyandıran bir oyundur.

Çocuklarımızın zaman zaman yaşadıkları yalnızlıklarını paylaşabilecekleri iyi bir arkadaştır. Satranç çocuklarımızı suçtan, suç ortamından uzak tutar. Onlar için güvenilir, hayata bağlayıcı sıcak bir ortam sunar. Pek çok anne baba satranç sayesinde rahat uyuyabildiklerini ifade etmişlerdir.

Satranç bilgisinin ötesinde, satranç kültürü yaşama zenginlik kattığı gibi sorunları çözme becerisini de arttırır. Günlük yaşamda karşılaşılan sorunları çözmekle, satranç tahtasındaki sorunları çözmek arasında en azından metot açısından bir benzerlik vardır. Sorunların çözümünde atılan adımlar, satranç tahtasında yapılan hamleler gibidir. Hamleler ve adımlar ne kadar iyi ise başarı da o kadar parlaktır.

İsveç Bilimler Akademisi 1994 Nobel Ekonomi Ödülünü üç bilim adamına satranç oyununu karmaşık ekonomik sorunları çözmekte temel olarak kullanmayı deneyen çalışmaları nedeniyle Macaristan’dan John HARSANJİ (Berkeley Üniversitesi), A.B.D.’den John NASH (Princeton Üniversitesi) ve Almanya’dan Reinhard SELTEN’e verdi.

İsveç Bilimler Akademisi 1994 Nobel Ekonomi Ödülünü üç bilim adamına karmaşık ekonomik sorunları çözmekte satranç oyununu temel alan çalışmaları nedeniyle verdi. Satrancın kazandırdığı sorun çözme becerisinin, sadece ekonomik değil aynı zamanda sosyal ve siyasal sorunların aşılmasında da katkısı olabilir.

Satranç tahtasında öyle konumlar olabilir ki yapılacak bir hamle, oyunun kaderini değiştirebilir. Hayatta da öyle anlar olabilir ki atılacak bir adım yaşamı değiştirebilir. Tahtada da yaşamda da başarı, bir plan doğrultusunda hareket edip uygun zamanda etkili bir atakla sonuca gitmektir.

Satranç ile yaşam arasında bire bir ilişki kurup satrançta başarılı olmak yaşamda da başarılı olmak anlamı çıkarılmamalıdır. Satranç başarının yöntemini öğreten, analitik düşünme yetisini kazandıran öğrenmenin öğretilmesini sağlayan bir oyundur.

Günümüz yaşam felsefesinde spor, kaliteli yaşamın bir parçası ve en yararlı sosyal etkinliktir. Çocuğun hayatı kavramasında dengeli ve sağlıklı gelişimi için son derece önemlidir. Entelektüel bir uğraş olan satranç sayesinde çocuğun çevresini tanıması ve iletişim kurması daha kolaylaşır. Ayrıca çocuğun duygusal olarak daha iyi gelişmesine yardımcı olur.

Başarıyı sadece sayılarla ifade etme, başarıyı sadece derecelerle ölçme alışkanlığı insanoğlunun kendini yanlış koşullandırmasının bir sonucudur. Oysa satranç iyi bir tercihtir. Bu tercihi yapıp satranç oynayan her çocuk başarılıdır.

Tüm bunlar göz önüne alındığında satrancın çocuklarımız için son derece yararlı bir aktivite olduğunu söyleyebiliriz.

Satranca başlama yaşı: Satranç her yaştaki çocuğun oyuncunun oynayabileceği bir oyun olduğu gibi her yaşta da öğrenebilen bir oyundur. Ancak çocukların zihinsel gelişimi düşünüldüğünde, satranca erken yaşlarda başlamanın önemi açıktır.

Küçük çocuklarda öğrenme yetisi en az büyükler kadardır. Bu nedenle satranç çocuklara kolayca öğretilebilir. Bilimsel çalışmalar çocuklarda yeteneğin gelişiminin 2 – 6 yaşlar arasında daha hızlı olduğunu ortaya koymaktadır. Öğrenmenin öğretilmesi çocuğun o yaşlarda alacağı eğitimle ilgilidir. Yani bir çocuğun bir sanat veya bir spor dalına olan yatkınlığı bu dönemde alacağı eğitimle ilgilidir. Bir spora yatkınlığın gelecekteki başarı için önemi göz önünde bulundurulduğunda, satranca başlama yaşının 4 ila 6 yaş arasında olması gerektiğini söyleyebiliriz.

Burada amaç, satranç figürlerinin ve satranç temasının çocuk gözündeki cazibesinden de yararlanarak, çocuğu satranç ile tanıştırmaktır. Oyun anlayışı içinde başlayan eğitim, verilenler alındıkça, yenilerinin verilmesiyle devam eder. Ancak hiçbir zaman çocukta aşırı yükten bir bezginlik veya aynı şeylerin tekrarından dolayı bir bıkkınlık oluşturulmamalı, dersler her zaman monotonluktan uzak, heyecan verici bir tempoda sürdürülmelidir.

 

Dr. Olgun KULAÇ

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir